20) RUH başka, CAN başkadır, RUH nedir? Bilmek istermisiniz?
*RUH, kısaca HEPİMİZİ ve HER ŞEYİ yaşatan bir ENERJİ' dir. Ancak konuşmalarda kullandığımız gibi, Benim Ruhum böyledir, Senin Ruhun şöyledir. Şeklinde parçalanmış ve şahsiyetlere ayrılmış bir Enerji değildir.

" Ruh bir Küldür, Bölünmez. ..... Ruhunuz Kül Enerjinin içinde olduğu için, hiçbir zaman Bölünmez." ( Bilgi kitabı Fas.11-Sh.131 için tıklayınız.)

" Ruh Sizi yaşatan bir Enerjidir. O aslında bölünmez bir Bütündür. Tekâmüle ihtiyacı yoktur." ( Bilgi kitabı Fas.26-Sh.337 için tıklayınız.)

RUH BİR BÜTÜNDÜR. BÖLÜNMEZ VE SONSUZ BİR ENERJİDİR.

Ruhsal Enerji, NÖTR BİR POTANSİYELDİR. Hiçbir AYIRIM yapmadan, faydalı-faydasız, doğru-yanlış demeden, Madde' den Mevcudat' a uzanan yolda HER ŞEYİ canlandıran, yaşatan, bilinçlendiren BÜTÜNDE tutan Potansiyeldir. Ruhsal Enerjinin TEKAMÜLE-EVRİME İHTİYACI YOKTUR.

 

Tekamül ve Evrim, Madde içindir. Madde, Rabsal  bir  Enerjidir. Rabsal Enerji, Atomik yapının içindeki Enerjidir. Yani  bu Enerji, Atom çekirdeği içindeki  Nötron ve Protonu bir arada tutan Enerjidir. Bu Enerji, Rabsal bir şifredir. Bu enerji, bir Enerji düğümüdür. Bu enerji, bir program-software’dir.

 

*Aslında RUHSAL ENERJİ Bilinmeyen, Zamansız Boyutlarda DOĞAL SİRKÜLE ortamında mevcut olan DOĞAL bir VİBRASYON GÜCÜ' dür. Onun için RUHSAL ENERJİYE ; İLAHİ VİBRASYONLAR da denmektedir.

Bu Sonsuz Titreşim Kaynağının, Doğal Sirküle ortamında kıpırdanmasından-dalgalanmasından meydana gelen ilk Varlıklar, Evrimleri Sonucu ulaştıkları Bilgi ve Teknolojileriyle, Bu Sonsuz Kaynaktan intişar eden VİBRASYONLARI denetim altına almışlar ve Odaklamışlardır.

Koydukları EVRENSEL YASALAR ve kurdukları EVRENSEL SİSTEMLER çerçevesinde, Mezkur Doğal Vibrasyon Gücünü, Doze ederek ( Enerjilerini ayarlayarak ) kademe kademe diğer boyutlara yansıtmışlar, Çeşitli değişim ve gelişimlerden sonra içinde bulunduğumuz Varoluşları ve Yaşamları yaratmışlardır.

*Bu Doğal Vibrasyon Kaynağı ; Sonsuz Gücünü, Sonsuz Titreşimini FOTON' larla yani IŞIK ile ( IŞIK' ın, tüm elektro manyetik tayfı ile )  Ezelden-Ebede yaymaktadır. Yani RUHSAL ENERJİ ; Aslında Evrensel Boyutların çok ötelerinden gelen SONSUZ GÜÇ FOTONLARI' dır.

 

Bu nedenle Bilgi Kitabı, Ruhsal Enerjiye, IŞIK FOTON SİKLON GÜCÜ de demektedir. Yani Ruhsal Enerji ; FOTON Kaynaklı Enerjilerin Bütünüdür.

 

Bu nedenle Ruhsal Enerji'ye, KOZMİK ENERJİ de denmektedir. Zira Kozmik Enerji ; Tüm IŞIK Kaynaklı Enerjileri bünyesinde toplayan Enerji Bütünü'dür.

Dünya kavramıyla basit olarak Ruh, Elektro Manyetik bir Enerjidir. Her bir Galaksinin, Her bir Güneş Sisteminin, Elektro Manyetik Gücü, yani Ruhsal Enerjisi  (Güç ve frekans olarak)  değişiktir. Ruhsal Enerjiyi esas olarak, Galaksilerin-Güneş Sistemlerinin içindeki Güneş'ler temin etmektedir. 

 Ayrıca Tüm Güneşler, mevcut güç ve frekanslarına göre Evrendeki diğer Güneşler tarafından Enerji olarak, Birleşik Kap nizamına uygun desteklenmektedir.

Bilgi Kitabı Fas.11-Sh.132 de  " Ruh Enerjisi, bulunduğu Varoluş Ortamından milyarlarca yıl Neşriyat yapmaktadır. O vardır, Ölümsüzdür. Ne azalır, ne kaybolur. O bir Kadir Enerjidir." denmektedir. ( Bilgi kitabı Fas.11-Sh.132 için tıklayınız.)

Bilgi Kitabı Varoluş Ortamı tabirini sadece Heplik Boyutu için kullanmaktadır. Yani Ruhsal Enerji, sadece Heplik Boyutundaki varlıklar  için vardır ve Ruhsal Enerji, Heplik boyutundaki Güneşler tarafından üretilmektedir.


DKB tarafından yayınlanan IŞIK adlı kitabın 22.ci sahifesinde SİSTEM' den alınan bir mesajda şöyle denmektedir.

"Sizin Güneş Sisteminizin çıkış kapısı SATÜRN' dür, burası 7. Boyuttur ve buraya kadar Evrimleşerek Gelebilmeyi Başaran herkesin burada ALFA Enerji Hattı kesilir ve Varlık Ruhsal Gücüne Sahip çıkar.

Bundan sonra onun Işık Bedenine yani Özüne BETA Enerji Hattı Bağlanır. Bu Hat da Sizi BETA NOVA Enerjisine bağlar.
"
  ( IŞIK Sh.22 için tıklayınız. )

Bu ifade, Güneş Sistemlerinin içindeki Güneşlerden yayılan Ruhsal Enerjilerin güç ve frekansları değişik olduğunu teyit etmektedir.

Nitekim, yukarıdaki ifade de, içinde bulunduğumuz Güneş Sistemindeki Ruhsal Enerjiyle  (Alfa Enerjisiyle)  yaşayarak Evrimini bitiren ve Beta Nova'da yaşamaya hak kazanan varlığa, Beta Nova'da yaşayabilmesi için Beta Nova Ruhsal enerjisi bağlanması gerektiği açıklanmaktadır.

*Bilgi Kitabı (Fas.5-Sh.56) da " Ruh, bir Evren Işığı, bir Evren Enerjisidir. Kendine göre yoğunluğu vardır. Ama bu yoğunluk Birim ölçülerine göre ölçülemez. Takribi 15 miligramdır. Nüvesi plazmadır. denmektedir.

( Bilgi kitabı Fas.5-Sh.56 için tıklayınız.)

 

Yani  Ruh'un, Işık Enerjisi, Elektro Manyetik tayf' da yer alan bir Enerji olduğu açıklanmakta ve Ruh'un nüvesi'nin  (Ruh'un Özü'nün-Çekirdeğinin)  Plazma olduğu bildirilmektedir.

 

Buradaki Plazma tabiri, Kanımızda bulunan ve içinde akyuvar ile alyuvar' ların yer aldığı sıvı değildir. Maddenin Katı, Sıvı, Gaz halinden başka çok yüksek sıcaklıklarda ortaya çıkan 4.cü hali daha vardır. Maddenin çok yüksek sıcaklıklarda ortaya çıkan, Dinamik akışkan haline Plazma veya Maddenin 4.cü hali denmektedir. Plazma, Elektrik yükü nötr olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkandır.

*Üstat Ergun  Arıkdal kanalıyla alınan, ancak yayınlanmamış olan SİRUS MİSYONU celselerinde, Sirius orijinli yüksek varlıklar tarafından "Ruh'un  ELEKTRON akışı" olduğu net olarak  açıklanmıştır.

( Sirius Misyonu Celse-3 için tıklayınız.)

Yani Ruh'un nüvesi, özü olan Plazma ; Elektronlardan, atom ve atom altı parçacıklardan oluşan dinamik, yoğun ve akıcı bir enerjidir. Bilgi Kitabı, bu enerjiyi Bizlerin algılayabilmesi için, Maddenin 4.cü hali olan Plazma olarak tarif etmektedir. Düşen Yıldırım, Fırtınalı havalarda çakan şimşek, ve elektrik kaynağının ucundaki  (bakılamayacak kadar)  parlak  akıcı yoğun ışık, maddenin Plazma halinin Dünya örnekleridir.

*Not. Güneşimiz Nükleer tepkimeyle Işık ve Enerji üretmektedir. Güneşin içi 15 milyon, dışı 5 bin derece civarında sıcaktır. Güneş kütlesinin tamamı Plazma halindedir. Güneşteki patlamalarla, Güneşten Işık' la beraber Plazma Kümeleri de fışkırmaktadır.

Bu Plazma, Milyon derecede sıcak Atom ve Atom altı parçacıklardan meydana gelen İyonize Gaz Bulutlarıdır. Bilinen Tüm Kozmos'un % 98 inin Plazma halinde olduğu tespit edilmiştir. Bu kızgın ve yüksek enerji taşıyan Partiküller, saniyede 400 km. süratle Güneş Rüzgarları olarak Dünyamıza ulaşırlar.

*HEPLİK BOYUTU içersindeki hiç bir Varlık, Kendi yaşamını sağlayacak olan Ruhsal Enerjiyi kendi gücüyle çekemez. Heplik Boyutu içersindeki Bütün Varlıklar kendilerine gerekli olan Ruhsal Enerjiyi, Ruhsal Enerjiye hakim olarak, Sonsuz Yaşama sahip olan Yüksek Benlikleri kanalıyla sağlarlar.

İnsan, Kendi Yüksek Benliğinden çekilen bir Ruh İpliğiyle, kendine gerekli olan Ruhsal Enerjiyi çekerek yaşamını devam ettirir. Bu iplik  (veya enerji kanalı)  aynı zamanda, Yüksek Benliğimizin dürtülerini, görüşlerini, isteklerini bize ulaştırır. (Tanrı Size Şah damarınızdan daha yakındır.)

Bu Ruhsal Enerji ipliğine GÜMÜŞ KORDON da tabir edilir. Bu Ruhsal Enerji ipliği sadece O şahsa aittir. İnsan her Beden kazandığında, aynı Ruhsal Enerji ipliği  (aynı kod-aynı numara)  kendisine bağlanır. Yani her Kaba maddenin RUHSAL ENERJİYE bağlı bir Enerji kanalı vardır. Bu değişmez bir kanaldır. Herkesin Ruhsal Enerjisi, Kendinin Bilinç Enerjisine bağlı olarak sadece kendine aittir.

İnsan, Bütün yaşamlarında elde ettiği Bilgileri-Tecrübeleri-Duyguları, hem Hücresel olarak Hücre özüne kaydetmekte, hem de Ruhsal ipliği kanalıyla , Yüksek Benliğine iletmektedir. Her İnsanın tüm yaptıkları, düşündükleri, duyguları, arzuları anında, ruhsal enerji bağı üzerinden kendi Yüksek Benliğine karşılıklı olarak aktarılmaktadır.  Tanrı Size Şah damarınızdan daha yakındır cümlesi bu bağlantıyı ifade etmektedir.

Ve  yaşam kayıtları aynı zamanda kendi Ruhsal Sandığımıza ( Spadyum' daki Bilgisayar kayıtlarına ) aktarılmaktadır. O Sandık,O kişinin Çeyiz Sandığı olmaktadır. Buna AKAŞİK KAYITLAR da denmektedir.

Yani Yaşam Kayıtları, Hücre özüne, Yüksek Benliğe ve çeyiz Sandığına olmak üzere anında 3 yere manyetik izler olarak kayıt edilmektedir.

*Ruhsal Enerji, İnsan Bedeninin içinde değildir. İnsan Bedeninde (Yaşamı Boyunca) Ruhsal Enerji' yi alan-çeken bir Merkez vardır. Bu Enerji Merkezi, İnsan Beyninin Odak noktasındadır. Yani Ruhsal Enerji, İnsan Beyninin Odak noktasına bağlı olan görünmez bir Kanaldan-görünmez bir Enerji Telinden akar.

Cep telefonları ile Ana Santral arasındaki görünmez elektro manyetik bağlantı gibi düşünün. Nasıl Herkesin cep telefonunun ayrı bir numarası, ayrı bir frekansı-titreşimi varsa, her İnsanın Ruhsal Enerjisinin de, kendine özel değişmez kodu ve frekansı vardır.

Bu Enerji telinden akan enerjinin kesilmesi ise ÖLÜM' dür.

Ruh Bedende olmadığı için Ölüm anında, Bedeni terk eden Ruhsal Enerji değildir. Ölüm anında Bedeni terk eden ÖZ' dür. ÖZ Potansiyeldir. ÖZ' de Yüksek Benliğimizden ayrılan, Enerjisini indirgeyerek İnsan Bedeni içersine giren, Ancak bulunduğu yüksek enerji ortamından uzaklaşarak Kaba Madde ortamına girdiği için geldiği kaynağı-çıktığı ortamı unutan ve bu nedenle ayrı bir Şahsiyete bürünerek, Arayışa geçen Yüksek Benliğin Kendi ÖZ Parçasıdır.

Ölümle geride kalan Beden ise Kemikten, Etten yapılmış bir Vasıtadır. Enerjisi kesilmiş bir Robottur. Ruhsal Enerji kesilince, ÖZ de tüm Bilinç ve Potansiyeliyle Bedeni terk edince, Hücreler yavaş yavaş dağılmakta, Beden yaratıldığı maddelerin moleküllerine, atomlarına ayrılmakta, yeni maddeler ve mevcudatlar oluşturmak üzere  Doğaya dönmektedir.

*Bilgi Kitabı'nın 110.cu sayfasında " Her bir Faset Dünya hayatında ana rahmindeki Cenini tasarrufuna alır. Artık o, Tesirler Mekanizmasının Emri altındadır. Kaderi bu yoldan çizilecektir." denmektedir.

( Bilgi kitabı Fas.9-Sh.110 için tıklayınız.)

Yine Bilgi Kitabı'nın 135.ci sahifesinde " Düşünce Kanalı ile Tesirler Ortamından aldığınız Enerjiler, Sizin Hücresel Potansiyelinizi temin etmektedir. Beynin Fonksiyonu durdu mu, tüm Hücresel Faaliyetleriniz de durur. Bu Size Atomik Yapınızın muayyen bir Tesir Ortamından çalıştırıldığını ortaya koymaktadır." denilmektedir.
( Bilgi kitabı Fas.11-Sh.135 için tıklayınız.)

Burada açıklanan husus şudur. Bilgi Kitabı, Dünyasal Bedenimizi çalıştıran ve Beynin Odak noktası tarafından çekilen Ruhsal Enerjinin gönderildiği kaynak ve yönetimin  Güneşimizin sol boyutunda bulunan Tesirler Mekanizması olduğu açıklanmaktadır. Yani Dünyada yaşayan Canlılar için gerekli olan Ruhsal Enerjinin kaynağı ve yönetimi Güneşimizdir.

Ruhsal Enerjinin yansıtılması, dağıtımı, idaresi, takibi ise, Güneşimizin sol boyutunda faaliyet gösterdiği açıklanan Tesirler Mekanizması na aittir.

 Ruhsal Enerji bağını, Cep telefonları ile Ana Santral arasındaki görünmez elektro manyetik bağlantı gibi düşündüğümüzde, Güneşimizdeki "Tesirler Mekanizması" Ana Santral, Beynimiz ve Beynimize bağlı olarak çalışan Bedenimiz de Cep Telefonu olmaktadır.

*Ruhsal Enerji aslında Güneşimizden gelen Elektro Manyetik bir enerjidir. Güneşimiz var olduğu sürece Ruhsal Enerji hiçbir şekilde kesilmez. Ruh madde de, Madde Ruh' tadır. Ruhsal Enerjinin kesilmesi Tüm Güneş Sisteminin, Maddenin ve Mevcudatın dağılması demektir.

İnsan Bedeninin çektiği Ruhsal Enerjiyi kesen, Beynimizin odak noktasındaki Ruhsal Enerjiyi alan merkezdir. Ruhsal Enerjiyi çeken bu odak noktası Evrim Öz'ündeki program gereği, planlanan zaman geldiğinde  veya öngörülen şartlar yerine geldiğinde kendini otomatik olarak kapatmaktadır. Yani Ruhsal Enerji gelmesine rağmen, Beynimiz Ruhsal Enerji çekimini durdurmaktadır. Bu Ana Rahmine ışınlanmadan önce, Evrim Özüne, aktarılan  bir programdır. Bu  Programa CAN TOHUMU denmektedir. ( CAN konusunu okuyunuz.) Gerekli  hallerde de Bu programı değiştiren, ölüm zamanını ileri  ve geri alabilen yönetim, Tesirler Mekanizması  ve Yüksek Benliğimizdir.

Ruhsal Enerjiyi alamayan Beyin fonksiyonlarının durmasıyla, tüm hücresel faaliyetlerde durmaktadır. Ruhsal Bilgilerin, "Sizin beden hücreleriniz ölüme programlanmıştır. İsterseniz ve Hücrelerinize gerekli talimatı verebilirseniz. Yani Hücrelerinizin Kompitur programını değiştirebilirseniz. Ölümü bile yenebilirsiniz." demesinin nedeni budur.

*EVRENSEL BÜTÜNLÜK tarafından GÜRZ' ün içersindeki Alemlere, Evrenlere, Galaksilere, Ruhsal Enerji Doze edilerek yani Enerjisi indirgenerek 7 katman halinde, ihtiyaçlarına göre yansıtılmaktadır. Zira Bütün Sistemler bulundukları Enerjik noktaların gücüne göre Ruhsal Enerjiyi alabilme yeteneğindedir.

 

Yani 3.cü Boyut Evriminin yaşandığı bir Gezegene, 3.cü Boyut Evrimi için gerekli olan Ruhsal Enerji yansıtılmaktadır. Kadir Enerji Odağından çeşitli Sistemlere yansıtılarak Güneşimize ulaştırılan Ruhsal Enerji, Dünyamızın ihtiyacına göre doze edilerek Güneşimizin kendi kaynağı ile birlikte Tesirler Mekanizması tarafından tüm Mevcudata aktarılmaktadır.

Ruhsal Enerji daha güçlü olarak yansıtılırsa Gezegen üzerindeki İnsanlar, Bilinçsizlikleri nispetinde daha azgın, daha saldırgan olmakta, Hayvanlar-Bitkiler ise daha büyümekte, vahşileşmekte ve İnsanların Evrimine engel teşkil etmektedir. Gezegen ise fazla Enerji aldığı takdirde Tabiat olayları şiddetlenmekte, Dünya, yangınlarla, fırtınalarla, sel baskınlarıyla ve magma hareketleriyle çalkalanmakta,

bu felaketlerde ; Varlıkların Evrimine mani olmaktadır.

 

Dolayısıyla her Gezegene içinde bulunduğu, Evrim ve Bilinç Düzeyine göre Ruhsal Enerji yansıtılmaktadır. Evrimini bitirmiş bir Varlık dahi 3.cü Evrim Boyutunda  (Mesela Dünya'mızda Öğretici olarak)  Beden kazansa bile, Ruhsal Enerjisinden, yansıtılan kadarını çekebilmektedir. Düşünce olarak Bütün Boyutlara ulaşabildiği halde, Ruhsal Enerjisini tam olarak çekemediği için ; Bütün 3.cü Boyut varlıkları gibi sonunda Bedensel olarak Ölmekte, Üst Boyutlarda rahatça yaptığı işleri, mesela Bedensel Işınlanmayı, Düşünceyle maddeye şekil vermeyi yapamamakta ve Dünyada bulunduğu sürece  (Bilinç olarak çok yüksek olduğu halde)  diğer İnsanlar gibi yaşamaktadır.

 

Bu nedenle, Bilgi Kitabı Sh.316 da, Evrensel Bilgileri kendi Öz Bilgisi olarak hissedenlere " Şu an Ruhsal Enerjinizin ancak %20 sini kullanıyorsunuz. Ana Varoluş Boyutuna geçince % 80 ni de alacaksınız." denmektedir. ( Bilgi kitabı Fas.34-Sh.450 için tıklayınız.)

*HEPLİK BOYUTU  (Evrim Boyutu)  içinde bulunan İnsan Bilinçlendiği oranda, Ruhsal Enerji çekmektedir. Çekilen Ruhsal Enerji arttıkça, O kişinin Hücresel-Bedensel-Zihinsel frekansı yani Bedensel Vibrasyonu yükselmektedir.

 

Bedensel titreşim yükselince İnsan, Tesirler Mekanizmasından yansıtılan daha yüksek frekanslı tesirleri algılayabilmekte, Olaylara-Problemlere daha değişik açılardan-daha üstten bakabilmekte, İdrak kabiliyeti artmakta, Çözümlere daha kolay ulaşmakta, Hoşgörüsü ve Sevgisi yükselmektedir. Dolayısıyla çekilen Ruhsal Enerji'nin artması, Bedensel Frekans yükselmesini, Bedensel Frekansın artması, Bilinç yükselmesini, Bilinç yükselmesi de tekrar daha fazla Ruhsal Enerji çekimini sağlamaktadır.

 

İnsan, Bu döngünün, Bu dairenin devamlı tekrarlanması sonucunda ; Ruhsal Enerjisi ile Bedensel Enerjisini yani Rabsal Enerjisini eşitleyerek EVRİM' ini bitirmektedir.

*Yukarıdaki paragrafta anlatılan Döngü-Daire şöyle çalışmaktadır. Tesirler Mekanizmasından gelen Tesirlerle, İnsan Beyni Düşünce üretmektedir. İnsan Beyni Düşünce ürettiğinde, Düşüncesinin Yoğunluğuna ve Frekansına göre RUHSAL ENERJİ, Gümüş Kordondan İnsan Beynine akmaktadır.

 

Zira düşünce ANTİ MADDE 'dir. ( Bilgi kitabı Fas.29-Sh.372 için tıklayınız. )

 

ANTİ MADDE de, Ruhsal Enerji' nin ZIT GÜCÜ 'dür.

( Bilgi kitabı Fas.39-Sh.533 için tıklayınız. )

ZIT GÜÇ' ler birbirini çekmekte-birbirine akmaktadır. Birleşen 2 ZIT GÜÇ birleşerek-çarpışarak BEDENSEL yaşam Enerjisi yaratmaktadır. Yaşam Enerjisinin görüntüsü AURA' dır. Yani DÜŞÜNCE ile RUHSAL ENERJİ birleşince, (Yaratılan Düşüncenin ve Akan Ruhsal Enerji'nin ; Frekansına, Yoğunluğuna, Gücüne, Devamlılığına bağlı olarak) Beyin'de, Beden'de ve Bedenin etrafında, Elektro Manyetik bir Enerji Alanı yaratmaktadır.

AURA da denen bu Enerjik Alan, İnsanın Bedensel ve Ruhsal Potansiyelinin Göstergesi olmaktadır. Yani AURA' nın Gücü, Hücresel ve Zihinsel kapasiteyi göstermektedir. AURA' mız ne kadar kuvvetli olursa Güneş' ten gelen Kozmik enerjileri-Kozmik partikülleri de o kadar çok çekmekteyiz. Kozmik partiküller Bedenimizin, Enerjisini- Vibrasyonunu-Frekansını arttırmakta, Şuur ve İdrakimizi açmaktadır.

*AURA Alanının titreşimine uygun çeşitli Pozitif ve Negatif tesirler, Tesirler Mekanizmasından ve Çevreden akarak, Bu Enerjik Alanın içine dolmaktadır. AKIL (İnsanın karar verme mekanizması) burada devreye girerek, AURA Alanına dolan çeşitli Pozitif ve Negatif Tesirlerden (Düşüncelerden) hangisini, ne zaman, ne şekilde  tatbikata alacağına karar verir.

 AKIL karar verdikçe, Kararlar maddeyle tezahür ettirildikçe, Elde edilen sonuçlara göre İnsan Zihninde, Doğru-Yanlış, Faydalı-Faydasız, Güzel-Çirkin vs. şeklinde Kavramlar ve Bilgi Birikimi meydana gelir.

Bu Kavramların ve Bilgi Birikiminin Azlığı-Çokluğu-Yoğunluğu-Detayı da, O kişinin BİLGİ ve BİLİNÇ birikiminin Seviyesini teşkil eder. Bilgi ve Bilincimiz arttıkça, İdrak arttıkça, hücresel titreşimimiz de artar. Daha çok düşünce üretir, daha çok Ruhsal Enerji çekeriz.

Çünkü hücresel vibrasyon, Bilgi, Bilinç ve İdrak arttıkça daha çok-daha detaylı DÜŞÜNEBİLİRİZ dolayısıyla daha çok Ruhsal Enerji çekeriz. Nitekim Bilgi Kitabı Sh.726 da " İnsanlık Ruhsal Yansımalara Düşünce ile ulaşır." denmektedir.

( Bilgi kitabı Fas.51-Sh.726 için tıklayınız.)

 

Muhtelif Reenkarnasyonlar sırasında devam ettirilen bu Mekanizma sonucunda, İnsan Bedensel Potansiyelini-Bedensel Vibrasyonunu, kendisine 7 Boyutta 7 katman halinde yansıtılan RUHSAL ENERJİSİYLE eşitlediğinde, Heplik Boyutundaki

EVRİM' ini bitirmektedir.

*SONUÇ : Ruhsal Enerji, Tüm Maddeyi ve Fizik Bedenlerimizi yaşatan, çalıştıran, Elektro manyetik Bütün-Genel bir Enerjidir. Diğer bir anlatımla Ruhsal Enerji, Atomu ve Atomlardan meydan gelen her şeyi yaşatan, çalıştıran, bir arada tutan ve geliştiren yoğun, dinamik bir Elektron akışından meydana gelen elektro manyetik Vibrasyonel bir güçtür.

Ruhsal Enerjiyi esas olarak, Galaksilerin-Güneş Sistemlerinin içindeki Güneş'ler temin etmektedir. Tüm güneş sistemleri de birbirlerini birleşik kaplar nizamına göre enerji olarak desteklemektedir. Bizim Güneş Sistemimizin  Ruhsal Enerjisi de, Güneşimiz tarafından verilmektedir. Güneşimizden yayılan Ruhsal Enerji Tüm canlılara ve maddeye hayat vermekte, maddeyi Bütünde tutmaktadır.

Ruhsal Enerjiyi almaktan vazgeçen, Kaderi Plan gereği Ruhsal Enerjiyi kesen Beynimizdir. Yani Özümüz, yani Yüksek Benliğimizdir. Ruhsal Enerjinin kesilmesi ise Fiziksel Ölüm'dür.

Biz Dünya'ya gelirken Öz'ümüz (Evrim Özü'müz) bir Enerji Topu-bir Işık Topu olarak döllenme ortamına ışınlamakta, bu Enerji Topu, sperm ve yumurtayı birleştiren bir katalizör  görevi yaparak bedenini üretmeye başlamaktadır. Ölüm halinde de  bu işlemin tersi olmaktadır. Yani gelirken ışınlanan Işık Topu-Enerji Topu, kazandığı tüm deneyim ve bilgilerle bedenden ayrılarak geldiği yere veya ulaştığı yere ışınlanmaktadır.

ÖLÜMSÜZLÜK için Rabsal Enerjimizi yani hücrelerimiz içindeki atomik enerjimizin  Vibrasyonunu, Bizi yaşatan Ruhsal Enerjinin son katman Vibrasyonuna ulaştırmamız lazımdır. Ruhsal Enerji ve Fizik Beden arasındaki ilişki bu bakımdan önemlidir. Ruhsal Enerji çekebilmek için DÜŞÜNMEMİZ, DÜŞÜNCE üretmemiz lazımdır. Daha yoğun, daha detaylı düşünebilmek içinde Bilgi'ye ihtiyacımız vardır.

 Bilgi ve Bilincimiz arttıkça, daha çok  Ruhsal Enerji ve Kozmik partikülleri çekerek, Bedensel Vibrasyonumuzu yükselttiğimiz için, her an, her vesileyle Bilgi peşinde koşmamız gerekmektedir. Bilgi de, BİLGİ ve SEVGİ yolunda DİSİPLİNLE çalışarak, araştırarak elde edilmekte, BİLGİ de, SEVGİ de verdikçe, aktardıkça, yansıttıkça çoğalmaktadır.


Yazım tarihi : 20.12.2004

Soru ve görüşleriniz için = buzkom@gmail.com
"Bilgi Kitabı" nı temin edebileceğiniz adres için tıklayınız.
www.bilgikitabi.net